House of Turkey in San Diego Balboa Park is becoming a reality

An interview by Turkish Journal with House of Turkey President Dr. Ali Kiran on the recent developments about House of Turkey Project. Interview is in Turkish. (You can find the article at http://www.turkishjournal.com/i.php?newsid=2391)

San Diego'daki Balboa Park’ta “Türkiye Evi” fikri artık hayal değil!


Türkiye Evi Projesi sağlam adımlar ile ilerliyor.

26 Nisan 2008
Işıl ÖZ, SAN DIEGO (Turkish Journal)

HPR bünyesinde San Diego Balboa Park’ta 31 ülke temsil ediliyor. 1935’te kurulan, kar amacı olmayan HPR organizasyonu, Amerika’da yaşayan farklı uluslara mensup insanlar arasındaki işbirliğini, karşılıklı anlayışı geliştirmeyi ve ülkelerin kendi kültürlerini tanıtmasını sağlamayı amaçlıyor. Birçok ülkenin, kültürlerini, tarihlerini, gelenek ve göreneklerini ziyaretçilere tanıtma şansı veren kendilerine ait evleri var. HPR bu evlerin kaba inşaatini üstleniyor. Evlerin iç dekorasyonu tamamiyle o ülkeye ait oluyor. Ülke evleri pazar günleri öğlen 12:00'den 17:00’ye ve her ayın ikinci ve dördüncü salı günleri sabah 11:00’den 15:00’e kadar halka açık. Mart’tan kasım ayı ortasına kadar “lawn programları” gerçekleşiyor. Balboa Park’ta temsil edilen ancak henüz evleri olmayan ülkeler kendilerine has program düzenliyorlar. Çadırlar kuruluyor, yemekler, içecekler satılıyor ve de o gün sadece o organizasyonu düzenleyen ülke, programı gerçekleştiriyor. Türkiye’nin bu yılki programı 26 Ekim’de . Yine HPR sponsorluğunda yılda bir kez gerçeklesen “Balboa Park aralık ayı gecelerinde”, kış tatiline girerken tüm dünya ülkelerinden insanlar kültür şöleni yaşıyorlar.

Türkiye’nin henüz fiziksel bir evi yok.

2004 yılında ATASC-SD seçimlerinde yapılan ankette San Diego’daki Türk Amerikan toplumunun öncelikli iki projesinin Türk Okulu ve Balboa Park’ta bir Türkiye evi olması gerektiği ortaya çıkıyor. Balboa Park Türkiye Evi Projesi için bir, iki ay içerisinde koşullar öğrenilip, imkanlar tartıldıktan sonra çalışmaya başlanıyor. Gönüllüler bulunarak HPR ile birlikte çalışacak bir alt organizasyon kuruluyor. Bir yıllık deneme sürecinden sonra 2005 Kasım ayında Türkiye’nin tam üyeliği kabul ediliyor.

San Diego Belediyesi Balboa Park’ın mimarisi, çevreyle bütünlügü ve yeşilliklerini korumak adına titiz çalışmalar içerisinde. HPR, belediyeye Balboa Park’ta oniki yeni ev inşaati için girişimde bulundu. Şu an parkın master planını değiştirme çalışmaları sürüyor. Türkiye'de gelecekte inşaa edilecek bu oniki evden birinde yer alabilir. Yılda 14 milyona yakın ziyaretçinin ağırlandığı bu etkinlikler, Türkiye’nin tanıtımı için bulunmaz bir fırsat.

Organizasyonla ilgili Türkiye Evi Projesi Başkanı Dr. Ali Ş. Kıran ile Turkish Journal için görüştük…

2004 yılında kurulan Türkiye Evi Organizasyonu HPR’in alt kuruluşu olarak başladı. O zamanlar HPR’in statüsü 501 c4 stasü idi. Bu statü ile bağış alamıyorlardı. Satışlar ile yetinmeye çalışılıyordu. İki sene bu şekilde geçtikten sonra geçen sene Kıran başkan seçildi. 2007’nin başında bu sorumluluğu aldı ve Türkiye Evi Projesi sağlam adımlar ile ilerliyor. “Kendisinin başkan olması sonrası ne gibi çalışmalar ile yol alınıyor?” diye soruyorum; “İlk yaptığımız iş bu organizasyonu Kaliforniya’da işbirliği haline getirmek oldu. Gönüllü çalışan bir organizasyonuz. 501c3 statüsüne geçtik ve de kanuni olarak bağış alabilir olduk. Web sayfamızı yeniden düzenledik. Salih Ergut arkadaşımız oradan bağışları almamız, haberleri yaymak ve de tutanakları bildirmek bakımından yeni bir sayfa düzenledi. Yönetim kurulumuzun toplantıları halka açık yapılıyor. Eskiye nazaran daha stratejik bir yapıya sahip olmaya çalıştık. Yemek servisı, ileti trafiği evet önemli ama o işlerin arasında uğraşırken başka şeye fırsat kalmıyor. Zamanı en iyi şekilde kullanmak önemli” deyip organizasyonun finansal kaynak toplamak için kolları sıvaması gerektiğinin önemini vurguluyor.

“Amacımız sadece bu evi kurmak değil, kurduktan sonra kendi kendini idare etmesini de sağlamak.”

“Geçen sene atmışbine yakın bağış topladık. Konsolosluğumuz yardım ediyor, önceki birikimler ile gayet iyi bir duruma geldik. Amacımız sadece bu evi kurmak değil, kurduktan sonra ev kendi kendini idare etsin istiyoruz. İnsanlar gider, kimse elini sürmez, emekler boşa gider. Organizasyonu tam rayına oturtalım ki ev kapanmaz hale gelsin.” Bu organizasyonun tek kişinin çalışmaları ile olmadığına değinen Kıran: “Yönetim kurulumuz beş kişiden oluşuyor. Canan Serdaroğlu, Barış Güler, Salih Ergut, Ayten Kaplan ve yedek delegelerimiz Douglas Yumoto, Oktay Gümüş, Özgür Kurt ve Sengül Kürkoğlu ile toplam dokuz kişiyiz. Hepimiz günde üç, dört saat bu proje için çalışıyoruz , bazılarımız gündüz, gece çalışıyor” diyor.

Bu yılki etkinlikleri merak ediyorum… “Üç tane etkinliğimiz var senede” diyor ve ekliyor: “ Birincisi mayısın son pazar günü etnik yemek fuarımız var. Yemek standında Türk yemeklerimiz servis edilecek. En aşağı üç bin kişilik bir grubu bekliyoruz etkinliğimize. Çok güzel bir propaganda aracı bu etkinlik bizim için. Daha önemlisi, 26 Ekim Pazar günü “lawn programı” bünyesinde etkinliğimiz var. Bu programda hem yemek servisi var hem de gösteri yapacağız. Nur ve de Tansel hanım şimdiden hazırlanıyorlar. Ayşegül hanım konser verebilir. O tarihte UCSD’de bir konuşma programı yapmak istiyoruz, başkonsolosumuzu davet etmeyi arzu ediyoruz. Aralık ayının ilk cuma ve cumartesi günleri yine Balboa Park aralık ayı gecelerinde buluşacağız. Yaklaşık yüz, iki yüz bin kişinin geldiği bu etkinlik, on bin civarında kişiye ulaşmak adına büyük fırsat.”

Türkiye Evi Projesi ne zaman gerçekleşir dersiniz?

Evin Balboa Park’ta yapılması turistik önemden başka HPR’a dahil olmak açısından çok önemli. AB’ye girmek gibi birşey. Burada her anlamda kabul edilmek anlamına geliyor. Kağıt üzerinde bunu elde ettik ama evi dikince yüzde yüz mertebeye ulaşacağız. Belediye’ye bağlıyız. “2009’un sonunda evimiz olur” diye düşünüyorduk. Paramızın bu sene sonuna kadar olması lazım. HPR, herkese paranız var mı yoksa hakkınızı kaybediyorsunuz şeklinde mektup yazmaya hazırlanıyor. İlk aşama için paramız var. Sonraki aşama için de elimizdekinin iki katı bir para elde etmemiz lazım. Belediye başkanlık seçimi var kasım’da, bakalım bu seçimlerde durum ne olacak. Balboa Park çok politik bir yer. Bir sürü kuruluş bu yere sahip olmak istiyor. Hayvanat Bahçesi gibi ayrı ayrı yerler önemli. Belediye ayrı ayrı özel yerleri aynı çatıda toplamak istiyor. Bu istek, şartları değiştirebilir. Ne olacağı kesin belli değil. Yeni evler yapılması için koşullar ile birlikte şuanda belediyeden geçmiş bir plan var. Her türlü görüşmeye gidiyoruz ve de gelişmeleri takip ediyoruz. Biz yaklaşık beş veya altıncı sıradayız. Belirlenen alana altı ev giriyor ve de sıranın bize geleceğini umut ediyoruz. 2009’un sonunda evin dış inşaasını bitirip, içerisini döşeriz.

“Yardımlar vergiden düşürülebilir”

“250 doların üzerinde bağış yapan herkes için IRS’e özel mektup yazıyoruz. Büyük kuruluşların “matching fund” bağışları var. Bir şirketin çalışanı olarak yüz yardım yapıyorsanız arkanızdaki kurumda aynı miktarda yardım yapıyor. Örneğin Qualcomm, HP gibi büyük isimlerin bu programları var. İlk gelen fırsatı kapıyor. Büyük firmalar yılbaşında şirket olarak çalışanlarının bağış programı için belirli bir miktar para ayırıyorlar. Bizim arkadaşlarımız bize zaman kaybetmeden bağış yaparlar ise ve de firmadaki ayrılan para bitmemiş ise biz de bundan faydalanabiliyoruz.”

Türkiye ne kadar tanınıyor?

Türkiye çok az tanınıyor. İlk Teksas’a geldim, 1980 yılı idi. Üniversitede misafir öğretim üyesi olarak bulunuyordum. Bir projede; “San Antonia’da Randolf Havaalanı’nın etrafındaki alana uçak düşme ihtimali nedir?” diye hesaplamalar yapıyoruz. Meksikalı asistan çocuk çalışırken, merak etmiş ve de “Siz Türkiye’de nerede yaşıyorsunuz, evler var mı orada” diye sormuştu. “Yok, ağaçlarda yaşıyoruz” diye takılmıştım. Tabii üstünden yıllar geçti. Kaliforniya daha kozmopolitan, Teksas ve ya Utah ile kıyaslanamaz ama şu an on kişiye soralım, tahmin ediyorum ki yüzde yetmişi Türkiye’nin nerede olduğunu bilmez. Bilenler de Arap memleketi sanacaklardır. Kendi kültürümüzü unutmadan bu kültüre entegre olmalıyız, sonrasında da ülkemizi tanıtmak açısından elimizden geleni yapmalıyız. Yalnız “Türk yürüyüşü yapalım San Diego’da” gibi fikirlere karşıyım. Hiç bir Almanı görüyor musunuz, “Haydi toplanın yürüyelim” diyen. Bu yabancılar kendi bildiklerine yürüyorlar intibası dışında işe yaramaz. Enerjimizi daha verimli kullanmalıyız. Belediye konseyine girecek adamımız yok mu? UCSD’de paneller düzenlesek, konuşma yapabilecek adamımız yok mu? Bu gibi çalışmaların avantajları çok olacaktır. Türk Kültür Vakfı gibi kuruluşlar önemli, sayıları artmalı. Kişisel faaliyetler de birikim yaratacaktır ama bunun dışında da çalışmalarımız olmalı. Yani genel, kültürün parçası olarak sesimizi duyurmamız lazım. Türklerden birisi başkan yardımcısı olsa başka birşey ister misin?

“Entegre olmamız lazım”

Türkiye evi herkese açık. Politik, dini, kişisel özellikler önemli değil. Herkesin bir fikri var elbet, ama ceket asar gibi o kimlikleri dışarıda bırakıp nasıl faydalı olabiliriz diyen kişileri kucaklamak istiyoruz, yekpare bir vücut olaraktan bu organizasyonun amaçlarına hizmet etmek için buradayız. Balboa Park yeşillikler içerisinde. İçi Türk zevki ile süslenmiş bir oturma odası düşünün. Pazarları maçlarımızı izleyebileceğimiz, diğer ülkeden gelen misafirlerimizi ağırlayabileceğimiz, herkesin “Bu pazar birşey yapalım” dediğinde ilk adres olmak istiyoruz. Çok işe yarayacak. Geldiklerinde o kültürün içerisine girecekler. Türk lokumu, kahvesi servis yapılacak. Duvarlarda bizi temsil eden simgeler olacak. Türkçe müzik çalacak. Cıvıl cıvıl bir kalabalık. Senin gibi güzel, bilgili gençler soruları cevaplayacak ve de ‘Aa! Türkler böyleymiş’ diyecekler, bu en büyük amaç. Türk deyince yaşmaklı, bürümcekli elinde kılıçla insanlara saldıran bir ırk yerleşmiş çoğu kişinin kafasına. Seninle konuşacaklar, “Gazeteciyim” diyeceksin. Diğer bir kişiyle konuşacaklar “Qualcoom’da baş mühendisim”, diğeri ile konuşacaklar “Şirketlerim var” diyecek. Diyecekler ki: “Ne müthiş bir grup.” Poster vs. asmak güzel de elle dokunulabilir, gözle görülebilir, kulak ile işitilebilir bir tanıtım fırsatımız var ve de bu fırsatı kaçırmamalıyız. Bayrağımızın otuziki ülkeden biri olarak orada dalgalanması büyük birşey.

Amerika’daki Türk toplumuna iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Amerika’daki Türk toplumundaki arkadaşlar lütfen bize ileti yollasınlar. Bu sene de bir bayram yemeği yapacağız, fikirleri nedir, ne gibi etkinlikler görmek isterler? Yeni hangi çalışmalara yönelebiliriz? gibi merak ettikleri konularda bize ulaşsınlar.

ATASC

ATASC ile çok iyi bir ilişkimiz var. Bir iki kere birlikte yönetim kurulu yaptık. Sinema günlerini destekliyoruz. Çok iyi bir yolda. Politikadan uzak durmalarını öneririm. IRS bize: “Genel halkı politik olarak etkilemek mi amacınız?” diye sordu. “Hayır! Biz, Türkiye’yi tanıtmak için varız” dedik. İnsanların fikirlerini değiştirmek ya da yönlendirmek gibi bir amacımız yok. ATASC bu düzeyde kaldığı sürece çok iyi ilişkilerimiz olur, ama eğer onlar politik olaylar ile ilgilenmeye başlarlar ise, biz kendimizi ayırmak zorunda kalırız. Kıran son olarak; “Bayrağımızın otuziki ülkeden biri olarak orada dalgalanmasını istiyorsanız gelin hepberaber bunun için gayret gösterelim, Türkiye Evi Projesi hayal değil…” dedi.

Türkiye Evi hakkında detaylı bilgiyi http://www.houseofturkey.org adresinden alabilirsiniz…

Ali Şükrü Kıran kimdir?

1949’da İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi’ne girdi. 1971’de bu bölümden mezun oldu. İTÜ’de Endüstri Mühendisliği konusunda doktorasını yaptıktan sonra Üretim Yönetimi konusunda öğretim görevlisi olarak İTÜ’ye hizmet etti. 1980 yılında öğretim görevlisi olarak A.B.D.’ye gelerek, profesörlük unvanını kazandı. Akademik kariyerine A.B.D.’nin belli başlı üniversitelerinden Texas Tech University ve University of Southern California’da devam etti. Tayvan’ın önde gelen üniversitelerinden olan Dai-Yeh Institute of Technology’den aldığı davet üzerine 1990–1991 yıllarında, üniversitenin Endüstri Mühendisliği bölümünün kurucu başkanı olarak, akademik çalışmalarına bu üniversitede devam etti.

Aynı zamanda 1990’da, San Diego’da “Kıran Consulting Group” adı altında kendi danışmanlık firmasını kurdu. Firmanın müşterileri arasında Disney, Universal Studios, General Motors, General Electric, IBM, Compaq, Hewlett Packard ve Dell gibi Fortune–500 şirketleri yer almaktadır.

Kıran, 2001’de yazılım konusunda faaliyet gösteren ikinci şirketi “Exametric”’i kurdu. Şirket özellikle bankacılık alanında geliştirdiği yazılım ile dikkatleri çekti. Exametric’in geliştirdiği yazılım Wells Fargo Bank, Bank of America, HSBC, National Australia Bank gibi dünyanın önemli bankaları tarafından kullanılmaktadır. Exametric şirketinin gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı 2004’de Ernest&Young tarafından verilen “Yılın Girişimcisi” ödülünü kazandı. Bir yıl sonra 2005’de, firmanın geliştirdiği yazılım San Diego’da “En İyi Yazılım” ödülüne layık görüldü. 2006’da ise Exametric firması dünyanın en büyük yazılım firmalarından biri ile birleşti. 2008’de “Kıran Analytics” adında yeni bir yazılım firması kuran Kıran, halen hem Kıran Analytics hem de Consulting Group firmalarının Yönetim Kurulu Başkanı olarak profesyonel hayatına devam ediyor.

A.B.D.’deki Türk topluluğunun sevilen bir siması olan Kıran, iki yıldır San Diego’daki “Türkiye Evi” derneğinin başkanlığını yapıyor.

Eşi Linda ve çocukları Bedir, Alia Emine, Burak Dursun ile San Diego’da yaşıyorlar.

 

Powered by Drupal - Modified by Danger4k